Showing posts with label israil. Show all posts
Showing posts with label israil. Show all posts

Wednesday, September 9, 2015

Sürecin bize öğrettikleri

Turk milleti ve Islam alemi, belki de tarihinin en sancili gunlerini yasiyor. Dunyanin dort bir yaninda terorist ve isgalci gruplar Cengiz ve Hassan Sabah’i aratmiyor. Islamci muteaahhitler ve reisleri, korfez seyhleri ve avaneleri Lut kavmini , Babil’i, Sodome ve Gomore’yi andiran asklar pesinde kosuyor. Dusman dort bir yani sarmis ilerliyor, idareciler Haclilarin Ispanyayi isgalini luks saraylarindan izleyen Endulus sultanlari gibi sarhos ve arsa, ihale vb baska sevdalarin pesinde.

Gocmenlerin sisme botunu patlatan Yunan askerleri, polisten kacan gocmenlere celme takan bayan kameraman batinin insanligi kaybettiginin tekrar tekrar bize hatirlatiyor da kendi alemimiz nelerini kaybetmedi ki.

Bu aci surecten cok sey ogrendik, daha kim bilir neler ogrenecegiz. Kendi adima ogrendiklerimin bazilarini listeliyorum:

  • Yamyamlarin Afrika veya Pasifik adalarinda degil, bizzat kendi ulkemizde yasadiklarini, memleketimize siginan gocmenlerin ic organlarini, etlerini, tenlerini, hayatlarini nasil yediklerini gormus ogrenmis olduk.|
  • Soguk savas gunlerinde polisten MIT'ten gizli Islami kitap yazan, dergi basan, muslumanlar arasinda efsane olmus eserleri ve isimleri cok buyuk sair ve yazar tayfasinin cile ile gecen onca yillik dava, emek ve eseri uc bes kurus ugruna cope atabileceklerini ogrenmis olduk.
  • 80 yil boyunca omrunu ilim irfana adamis, gunahtan elini etegini cekmek icin kendini kumbetlere kapamis alimlerin 3-5 milyona kardeslerini satabilecegini ogrenmis olduk.
  • Omur boyu helal-haram kaygisiyla ETI biskuvi bile yememis, camide en on saftan ayrilmamis, evine televizyon sokmamis “Cuma ruzgari” alkolsuz esans kokulu haci amcalarin koskoca bir camia mensuplarini kafirlikle suclayabilecek kadar kaybolabileceklerini ogrenmis olduk.
  • Bir zamanlar buyuk yokluklar ve imkansizliklar icinde “..Sevdalar aldi beni, bildim ben sahibimi..” veya “..sehid tahtinda Rabb’e gulumser..” gibi ezgileri yazan, besteleyen, okuyan, kaydeden o zamanin fedakar mucahid Islamci sair muzisyen agbilerinin gun gelip oturduklari soguk odalar isinip, sirtlarina ithal kumas ceket verildiginde, tenlerine ikinci veya ucunce karilarinin teni dokununca, kiclari deri koltuklu luks jiplere kavusunca yeni sahiplerine yaranmak icin, o saheserleri yaptiklari fakir zamanlarinda onlarin kasetlerini satin alip onlarin o zamanki davalarina sponsor olan cemaat abileri ve ablalarini “israil ajani” ilan edebilecek kadar asagilasacaklarini ogrenmis olduk. Yani bir dansoz Asena veya kusum Aydin gibi tiplerin aslinda O.Karaoglu, U. Isilak, E.Z.Terzi vb yesil popculardan kat ve kat delikanli, karakterli ve serefli olduklarini ogrenmis olduk.
  • Helal, haram konusunda ansiklopedik bilgiye haiz olan, hadis lugatlarini hafzetmis musluman kardeslerin hic dusunmeden Hizmet'teki abi ve ablalarin, dagda tasta okul acip fakir okutan samimi ve cefakar Anadolu insaninin, namuslari, niyetleri, ibadetleri hakkinda uydurulan yalanlara nasil da kanabildiklerini, hatta nasil da bu yalanlara ekleyebildiklerini, yalanlari baskalarina sanki kendileri gormus gibi teblig ettiklerini gorup kitap okuyup da nasil cahil kalinabiliyormus ogrenmis olduk,
  • Cocuklari universite kazanamayinca, veya kazanip barinacak yer bulamayinca, veya okulu bitirp is bulamadiginda, veya bir sekilde kotu insanlarla kotu bir yola dustuklerinde solugu abiler'de, ablalar'da, ve evlerde alan, nesilleri telef olmasin, yersiz, issiz kalmasin, kaybolmasin diye dersane, muesseselerde bir is veya manevi ilgi isteyen tiplerin menfaatleri icin nasil da bu iyilikleri unutabildiklerini gormus ve nankorluk nedir tekrar ogrenmis olduk,
  • Tarihi yuzlerce politik ve ideolojik grupun mucadelesi ile dolu olan Turkiye Cumhuriyeti’nin en omurgasiz, ucuz, kufurbaz, kaba, nobran, vicdansiz, menfaatperest, kaypak, kendiyle celisen, haysiyet yoksunu ve serefsiz ideolojik grubunun Turkiye’nin Islamcilari oldugunu ogrenmis olduk.
  • Insani ideolojisi, dini veya egilimi ile degil, Allah’in da bize emrettigi gibi karakteri ile, dogrulugu ile ve insanligi ile degerlendirmemiz gerektigini ogrenmis olduk.
  • Yanibasimizda Alevi, Ermeni, Solcu, Kurt kardeslerimiz varmis, kardeslerimizi bize unutturanlari ve kardeslerimizi yeniden ogrenmis olduk.
  • Aziz Nesin’in bazi konularda hakli oldugunu ogrenmis olduk.
  • "..Insan aldandi.." ne kadar kolaymis ogrenmis olduk.
  • Hocaefendi’nin en basindan beri ne kadar hakli oldugunu ogrenmis olduk.
  • Siyaset’in seytan isi oldugunu, Ustad’in ne kadar hakli oldugunu ogrenmis olduk.
  • "hak ettiginiz gibi yonetilirsiniz" tefsirli ayetin ne kadar hakli oldugunu tekrar tekrar anlamis ve ogrenmis olduk

Wednesday, March 4, 2015

Bir hamle olarak Diyalog, BOP, Iran ve Irancilar

Esbaskanlik gorevini yapan unlu isimler arasinda G.W. Bush ve R.T.E.'nin de bulundugu Buyuk Ortadogu Projesi (BOP)'un Turkiye'de yogun mesai yaptigi yillardi.

Berlin duvarinin yikilmasi ile baslayan surecte Orta Asya ve Ortadogu ulkeleri lider ve ekol sorunu yasiyordu.  Sovyetlerin yikilmasi, her ne kadar sadece sosyalist Dogu Bloku ve Orta Asya ulkelerini etkiledi gibi bilinse de kokeni Sosyalizm olan Baas ideolojisinin de tasfiyesi bu donemde baslamisti.

Bu hengamede Ozal iktidariyla kullerinden yeniden dogan Turkiye devleti'nin elini kolunu baglamak, önünü kesmek ve ayni zamanda Orta Dogu ve Orta Asya cografyalarini da Iran devletine peskes cekmek icin BOP yonetimindeki Ergenekon ve Iran Istihbarati Turkiye'de birlikte calismaya basladi.



Turk toplumunu Alevi-Sunni, Kurt-Turk kamplarinda bolme maksadiyla sirasiyla Musa Anter, Cetin Emec, Turan Dursun, Muammer Aksoy, Bahriye Ucok, Ugur Mumcu'ya suikast ile ortadan kaldirdilar, ayrica Basbaglar ve Sivas Madimak Oteli katliamlarina imza attilar ayrica devleti zayiflatmak icin General Esref Bitlis, Cumhurbaskani Turgut Ozal, Devlet Bakani Adnan Kahveci ve Binbasi Cem Ersever gibi bagimsiz isimleri isbirligiyle ortadan kaldirdilar.

Bugun taraftarlarinca "Superguc" gorulen "Yeni Turkiye"de KCK'nin acik acik vergi toplamasi, bayrak acmasi, mahkemeler kurmasini kimsenin yadirgamadigi gibi o zamanlarda da "Laik Turkiye" Cumhuriyetin'de Iran ajanlarinin bu kadar kolay operasyonlar yapmalarini kimse yadirgamamis, sorgulamamisti.

 BOP projesinin ikinci ayaginin en onemli mihenk tasi ise 1994'te RTE'nin cok ilginc kosullarda Istanbul Belediye Baskani secilerek önünün acilmasiydi. Merkez sag oylar DYP ve ANAP'in guclu aday cikarmasiyla bolunmus (ANAP%22 ve DYP %15) Merkez sol oylar ise yine DSP ve SHP'nin adaylari arasinda (SHP %20, DSP %15) bolunmustu. Boylelikle %25 gibi zayif bir oyla sectirilen RTE'nin aktif BOP gorevi baslamisti. Akabinde RP icerisindeki ayrilikci, cinsiyetci, dinci soyleme sahip Islamci politikacilar, Iran Devleti'nin resmen icinde yeraldigi kitle gosterileri ve Ergenekon'un oynattigi irtica tiyatrolari ile 28 Subat darbesi geldi.

BOP icin 89-93 ve 94-97 donemleri, Turkiye'nin sol-sag, Kurt-Turk, Alevi-Sunni kamplarina ayrilip,  zayiflatilmasi, önünün kesilmesi, askeri acidan Israil'e, devaluasyonlar ve istikrarsizliklar arkasindan ekonomik acidan IMF'ye baglanmasi acisindan basarili bir donem olmustu.

Turk halki ve sivil toplum liderleri ekonomik sikintilar, isimler, sloganlar ve olaylar uzerine gundelik planlarla kafa yormakla mesgulken buyuk oyunu goren Fethullah Gulen'in tavsiyesiyle Hizmet hareketi, 1994 yilinda yani tam bu iki donemin tam ortasinda "Evrensel Barışa Doğru" sloganiyla Gazeteciler ve Yazarlar Vakfi'ni kurdu. GYV ise bilindigi gibi toplumun degisik kesimlerini bir araya getiren bir dizi buyuk profil etkinlikler ile kamplara ayrilan toplumu bir araya getirmeye, tabulari yikmaya, bir zamanlar dunyayi yonetmis ama kucuk korkularin esiri olmus komsusuna ve kardesine dusman haline getirilen Turk toplumunun icinde bulundugu durumu sorgulamasina buyuk katkida bulunmustu. 96 yilinda Hizmet hareketi vitesi artirdi, yuksek profil dini liderler ile yapilan gorusmeler ile dinler arasi diyalog konseptini kuresel olcekte uygulamaya basladi.
Hizmet hareketi 2000li yillarin basinda ise dunyanin hemen hemen her ulkesinde dinlerarasi diyalog calismalarini kurumsallastirdi.

Diyalog calismalariyla Hizmet Hareketi aslinda BOP'a karsi cok guclu bir darbe indirmis boylelikle asirlarca piyonlarla zaman olduren Islam cografyasinda bir kesim ilk defa zalime "şah" çekebilmisti. Degisik din ve milletten ogrencilerin bir arada kardesce egitim gordugu Turk okullari da aslinda bu hamlenin bir parcasiydi.
Tabi BOP'un buna karsiligi yine taseron ekipler uzerinden geldi. Ergenekon ve Iran Istihbarati ve ona bagli "Islamci" kaynaklar, ilk gunden itibaren Hizmet Hareketi'nin dinler arasi diyalog calismalarina karsi kara propaganda calismasina girdi. Hizmet hareketinin diyalog calismalariyla Muslumanlari toptan Hristiyanlastirmaya calistigi iftirasi uzerinden bir suru kitap, film, belgesel vs hazirlanip hem sol, hem Ateist, hem Laik ve Kemalist hem de Islamci cevrelerin medya kanallari uzerinden yogunlukla dagitimini yaptilar. Bu medyanin etkisindeki analitik derinlikten uzak yiginlar ise Ergenekoncularin "Din elden gidiyor" tezlerinde Iranci/Islamci kesim ile birlikte calistiklarini yadirgamiyor, propagandaya kaniyordu.

20 yil boyunca Islami, Laik ve Milli hassasiyeti olan kesimler bu koroyu dinledi, yalanlara inandi. BOP Esbaskani ve Diktator RTE meydanlarda "bunlar papayla el ele kolkola" diye kufurler ederken, Diyanet Isleri Baskani Gormez "Hele hele bazı yerlerde diyalog merkezleri kuruldu. Bu merkezlerde dinlerin ortak yönleri bir araya getirilmek suretiyle adeta melez bir din üretilme çabalarına da şahit olduk" soylemiyle BOP'un mesajini adeta kurumsallastirdi. Boylece BOP, Hizmet hareketinin kendisine "şah" çekmesine bir nevi karsilik verebildi.

It urur kervan yurur derler. BOP'un oyunlari ne Hizmet Hareketi'ini durdurabilir, ne de Allah'in planini.
Yazimizi ilginc bir dinler arasi diyalog haberiyle sonlandiralim.

Dun, (4 Mart 2015) Iran Disisleri bakanligina bagli bir Molla heyeti ile Ermeni Katolik Kilisesi arasinda onemli bir isbirligi anlasmasi imzalandi. Anlasmaya gore
  • Bu iki dini grup Ortadoguda ve dunyanin her yaninda birlikte hareket edecek.  
  • Iki dinin mensuplarina karsi yapilan saldirilara karsi birlikte hareket edilecek. 
  • Sozde Ermeni katliaminin 100. yildonumu beraber anilacak, bu katliami yapan sahislar, gruplar ve ulkeler beraber kinananacak.


Turk milleti (Osmanli, Selcuklu) ve Islam alemine karsi Haclilar'lar isbirligi yapan Şii Safeviler ve Fatimiler'in torunlarinin bugun de boyle bir isbirliginde bulunmasi bizi sasirtmiyor da.. Acaba Halife(!) RTE "Benim Ikinci vatanim Iran, Piskoposlarla elele kolkola" der mi? Ya da Nureddin Sirin Ağacan(!) "Bu nasıl bir “dinler arası diyalog” idi ki" diye patronlarini fircalayan bir yazi dosenir mi?

Peki pis sakalli, filistin posulu "dunya lideri reis" hayrani bitirim Islamci kardesler ne der bu ise?


Monday, September 8, 2014

Bir misyonerin ardindan...

1980'lerde emekli MSP'li "Akinci" genclerin bulustugu Tevhid, Nubihar, Yeryuzu, Haksöz gibi dergilerin satildigi kitabevleri vardi.

Bu kitabevlerinde diger ana akim kitabevlerinin aksine bir tarikat veya cemaate malolmus eserlerden cok Hasan el Benna, Seyyid Kutub gibi Turkiye disinda yetismis Islam alimlerinin eserleri satilir. Bizim kulturumuzun meyvelerinden sufi muzik veya ilahiler yerine yesil popun babasi sayilan Iran Azerilerinin soyledigi devrimci Islami marslar calinirdi.

Sigara icen ama dindar hassasiyetle kahvehanelere soguk bakan, siyasi partilerden hoslanmayan veya meslegi geregi bu ortamdan uzak duran, tarikat ve cemaat silsilesine girmeyi nefsine agir goren pek cok idealist dindar vatandasin, ogrencinin ve IHL ogretmeninin bulusma noktasiydi bu kitabevleri.

Ortam cok masumdur; zira kitap sevgisi, ilim irfan aski ile bir araya gelinmistir. Aileden gorulen geleneksel muhafazakar islam, biraz bayat geldigi icin yeni bir soylem arayisi vardir. Sigara sevilir zira aksakalli muhafazakar buyuklerin aksine Hamaney gibi dini liderler sigaraya cevaz veriyordu. Kitapevlerinin yavas musteri temposu, saatlerce surece cay-sigara muhabbetleri ve propaganda icin en ideal ortamdi.

Zamanla katilim ve parti destegiyle vakfa donusenleri olsa da veya sahipleri sinif atlayip endustri degistirse de zamana direnen kitabevleri muhafazakar nufusun yogunlastigi sehirlerde hala islevlerini surduruyorlar.

Mesela konyadaki bir kitabevi, su anda diplomat ve askerimizi rehin tutan ISID'e militan devsirmekle mesgul. Bursa'daki bir tanesi, Iran Istihbaratinin bati Anadolu irtibat merkezi gibi calisirken, Yalova'daki bir kitabevi Islami kimlik ile PKK yandaslarinin irtibat merkezi olarak calisiyor, Gaziantepteki bir digeri ise devsirme ordusunun evlilik islemlerine bakiyor.

Zira araf'taki dindar vatandaslarin azicik maddi veya ailevi sorunu olanlari, yine zamanla kendilerine sosyal cevre olarak edindikleri kitabevi gruplari sayesinde cok kolay devsirilebiliyor.

25 yil once basladim bu kitabevleriyle olan muhabbetime. Once musterisi olarak, sonra calisani ve sonrasinda mudavimici olarak yillarca ziyaret ettim, yuzlerce insanla tanistim, saatlerce islami meseleler uzerine sohbetler dinledim. Iyi bilirim.

Bir zamanlar Anadolu'nun kucuklu buyuklu ilcelerini dolasip, bu kitabevlerinde dindar vatandaslarla bulusan, gittigi ilcelerde, kitabevi sahiplerinin evlerinde kalan, onlarin ekmegini cayini paylasan, onlarla, o kitabevleri musterileri veya takip edenleri ile yillarca mutemadiyen "Kudus gecesi" faaliyeti duzenleyen bir misyoner bilirdim.

Idealist veya ulku eri demek isterdim ama kendisine misyoner kelimesinin daha cok yakistigini dusunuyorum.
Misyoner abimiz, gittigi gezdigi her yerde; Filistin, "tagut", "Islami Iran devrimi", "Kudus ordusu", mustazaf ve mustekbir terimleri etrafinda kendini dinleyen dindar insanlara uyanik olmalarini, direnmelerini, hazirlikli olmalarini ogutlerdi.

Misyoner abi, bir dizini dikip oturur, cay ve sigarasini icerken, kendisine sorulan her soruya bir misyon disiplini ve ciddiyetine ekledigi hafif gulumsemesiyle muhatabinin gozlerinin icine bakarak cevap verir ve karisindakini kolayca ikna ederdi.

Misyoner abiye gore sunni-sii ayrimi suni bir ayrimdi. Sunni alimlerin bize anlattigi Islam tarihi hatalarla doluydu ve sunni muslumanlar olarak sii alimlerin tarih referanslarini da hesaba katmaliydik. Mut'a veya ehl-i beyt meselesi de bu acidan ele alinmaliydi. O sia ki, ne zaman efendimizin adi gecse oturduklari yerde saygidan ayaga kalkardi. Bize ittihad-i Islam lazimdi.

Bu misyonere gore kurtulusumuz icin once basimizdaki tagut rejim yikilmali, memlekete ilk firsatta Iran'dan rejim ihrac etmeliydik. Iran'in da bize cok muhabbeti ve sevgisi vardi zaten. Bunlar olunca zaten Kudus'un kapilari da bize acilacakti.

Bu misyoner senede bir Anadolu'nun en ucra koselerindeki kitabevlerini bile yanindaki ciraklariyla gezer, yukaridaki terim ve soylemlerini yinelerdi.

Pekcok faaliyetine, toplantisina katildigim misyoner abinin hic Bosna, Azerbaycan, Dogu Turkistan veya Cecenistan gundemi olmuyordu. Gunahlarini almayalalim, kitabevinde Bosna ve Cecenistan gundemdi ama icinde "Turkluk" meselesi olan Azerbaycan-Karabag veya Dogu Turkistan meseleleri hic konusulmazdi.

Aradan yillar gecti. 80ler ve 90lar bitti. Bu kitabevlerinde bulusan, filistin posusu takip sigara cay muhabbeti yapan pis sakalli delikanlilar buyuduler, okullarini bitirdiler, devlet dairelerinde yer sahibi oldular.

Misyoner abi ise bu surecte pis sakallilarin lideri gibi hapise girip cikti. Tabi cikinca da kahraman ilan edildi.

Sonra.

Kitabevleri vakif oldu, bazilari hatta holding.. kitap paralarini, ozel televizyon, dergi, yatirim, bagis paralari takip etti.

Bu evrime paralel, once Refah partili sonra AKP'li belediyeler bizim misyonerin calismalarina sponsor oldular.

Haliyle kitabevi sahiplerinin evlerinde yapilan mutevazi kudus geceleri belediye spor salonlarinda veya meydanlarda yapilir oldu.

Sloganlar ayni slogandi. Kudus hala kurtulmamisti ama subhanallah tagutlar yikilmis iktidar musluman cocuklarin eline gecmistir.

Misyoner abimiz o zamanin pis sakalli cocuklarinin ogretmenleri gibi simdi ozel bir televizyon kanali muduru olmus, belediye, devlet ve istihbaratin imkanlariyla eylemlerin feristahlarini organize etmeye baslamisti. Benim gittigim kitabevinde de durum boyleydi, mudavimi olan pis sakallilar hep bir yerlere gelmislerdi; biri sendika baskani, biri milli egitim muduru, biri belediye baskani, bir digeri ozel televizyon muduru, bir digeri ise bolgenin en buyuk supermarket zincirinin sahibi..

Mavi Marmara olayi donusunde Iran'dan gelen Ayetullahlari havalaninda posterlerle karsilayan bizim misyoner abiydi. Iran devriminde olenlerin resimleriyle 17 yasindaki Furkan'in resimini kolaj yapip Taksim meydaninda gosteri yapan, Furkan'in babasina Ayatollah Kaymakami'nin elini opturen bizim misyoner abiydi.

Ve hatta intihar saldirisina gonderilen Mavi Marmara filosundan kurtulanlari "gazi" sifatiyla Iran'a goturup, bunlara Hamaney'in elini opturen yine bizim misyoner abiydi.

Ve bir gun.

Acilara aliskin musluman cografyasina birgun turnusol kagidi islevi gorecek bir trajedi geldi. Suriye'de ic savas cikti.

Misyoner abi, kendisini kitabevlerinden beri takip eden curuha Esed rejimine Iran'in verdigi destegi bir turlu izah edemedi.

Esed iktidariyla birlikte sunni halka saldiran Hizbullah icin "Hizbullah bizim namusumuzdur" dedi direndi bir ara ama sonra kirli sakallilar ile Iran kirli savasin iki ayri tarafina dusunce bu sefer kitlesini bir arada tutma refleksiyle "Iran elini lutfen Suriye'den ceksin" diye aciklama yapti.

Iran bu, boyle kucuk saygisizliklari affeder mi? Misyoner abinin "rehber" saydigi Hamaney'in haber ajansi, misyoner abiye "haddini bil, ozur dile" mesaji yolladi.

Misyoner abi telasla kavgayi suriye meselesinden mezhep meselesine ceken bir mesasjla bu haber ajansini "fitne cikarmakla" sucladi.

Muhtemelen Iran, Turkiye'deki eski ekibini tasfiye etmeye baslamisti.

Daha sonra.

Simdilerde ayni misyoner abinin ismi, iktidarin uzerini kapamaya calistigi Tevhid-Selam dosyasi ile tekrar gundeme geldi de yazayim dedim.

Misyonerin adi Nureddin Şirin - yaninda gezdirdigi çırağı ise Başbakan Danışmanı Sefer Turan.




Tuesday, August 19, 2014

Secimin galibi

Saibeli 2014 yerel secimlerin aksine cumhurbaskanligi secimleri sonucu pek tartisilmadi.
Mevcut egemenler, yerel secimdeki yuruttukleri yuzlerce usulsuzlukleri trafoya giren kedilerle izah edemeyeceklerini anlayip saglam onlem almis olmalilar.

CHP ve MHP'nin cati adayi ise CHP ve MHP'nin toplamindan daha az oy aldi.

Nihayetinde AKP lideri, cumhurbaskani secilerek, uzun muddet sirf yolsuzluklarina kalkan ihtiyaci nedeniyle siyasette bulunan dostu Berlusconi gibi dokunulmazligini bir muddet daha devam ettirebilecek.

Sifirlanmis bir Milli Egitim, uyusturucu kullanimi ve her turlu kanunsuzluk, gasp ve siddetin rekor sayilara ulastigi iflas etmis bir ic politika, tarihinin en rezil donemini yasayan dis politikaya ragmen olan biteni seyreden efsunlanmis yiginlarin cumhurbaskani secmesi aslinda cok onemli degil.

Ulkenin medyasini, yargisini, emniyet teskilatini, merkez bankasini,  anayasasini, din ve diyanet, tapu ve kadastro islerini padisahlarin bile sahip olamadigi bir guc ve keyfiyetle idare eden birinin cumhurbaskanligi seciminde %52 almasi cok onemli degil.

Ama, 50 bin vatandasimizin katili, din dusmani, uyusturucu ve organ kacakciligi simsari, binlerce polis ve askerimizi sehid eden, onbinlerce dul ve yetimin ahini alan, din dusmani ve irkci bir orgut, "bir cumhurbaskani adayi dusunun baglamadan baska bir sey calmayan.." slogani ile halkin %10'unun oyunu toplamasi cok onemli.

PKK, bu secim sayesinde tarihinde hic olmadigi rahatlikla dogu-bati ayirmadan, Turkiye'nin hemen hemen her kosesinde miting duzenledi.

Hem de bu ulkede yasayan herkesi birbirine baglayan "baglama" sembolunu kullanarak.

Kravatsiz, sanki abdest alacakmis gibi kollarini kivirmis beyaz gomlekli cumhurbaskani adayinin bu ulkede herkesi birbirine baglayan baglamasiyla kapi kapi gezmesi, PKK adina yapilmis en basarili PR calismasidir.

Buradaki en rahatsiz edici noktalardan biri ise, secim surecinde cati aday Ekmeleddin Ihsanoglu'nu tahrik veya asagilamak amacli pek cok iddia ve soruyla gelen yandas medyanin PKK'nin cumhurbaskani adayina bir kere bile "PKK icin, Apo icin ne dusunuyorsunuz" sorusunu soramamasidir. 17 agustos depreminin sicakliginda donemin basbakani Ecevit'e "bunun bir PKK saldiri oldugunu mu dusunuyorsun?" diyebilen medya, PKK'nin adayiyla PKK arasinda hicbir baglanti kuramamis olmali.

Adeta, tum takimin ve hatta rakip takimin defans oyuncularinin bile kendisine gol attirmak icin calisip cabalamasiyla bir liderin naklen yayinlanan gosteri macinda hat-trick yapip 3 gol atabilmesi gibi PKK'nin adayina adeta %10 oy hediye edilmistir.

PKK'ya Turk halkindan %10 oy kotarilmasi ise aslinda hem ic hem de dis politikaya yonelik bir "artik Turkiye, Apo'yu affa, ve bagimsiz bir Kurdistan'a hazirdir" mesajidir.

ISID'in Suriye ve Irak'ta baslattigi Kurt katliamlari tiyatrosunda kacak Kurtleri kurtariveren kahraman rolundeki PKK ise yine uluslarasi arena da baska bir PR calismasini basarili bir sekilde yurutmektedir.

Iste bu cerceveden baktigimizda secimin galibi kesinlikle cumhurbaskani degildir.

Secimin galibi PKK'dir.

Ve dahi secimin galibi,
  • 2006 yilinda basina sizdirilan yeni ortadogu haritasina bizi adim adim tasiyan,
  •  Israil'in iki dusmani ve komsusu Misir ve Suriye'de kaos'u getiren, 
  • Suriye ve Irak'i ISID'e teslim eden, 
  • Turkiye toplumunu psikolojik olarak 3'e bolen, 
  • Mavi Marmara tiyatrosuyla dogu Akdeniz'de Israil'e petrol arama ve donanma bulundurma hakki veren, 
  • Selam-Tevhid ve Izmir Askeri Casusuluk operasyonlarini yuruten emniyet mensuplarina yaptigi operasyonlarla Iran ve diger yabanci servislerini koruyan truva ati,

yani nami-diger BOP esbaskanidir.


Sehid Muhsin baskanin bu konudaki gorusleri ve BOP esbaskaninin cesitli yerlerde soyledikleri bize "belliydi zaten" dedirtiyor.


Monday, March 10, 2014

Tapinagin son duvari, yurdumun üstünde tüten en son ocak

Suleyman Tapinaginin ayakta kalan son duvari HaKotel HaMa'aravi, nami diger "aglama" duvari.
Kudus'u isgal eden Haclilarin icinden cikan, Suleyman Tapinagini yeniden insa etmek isteyen Tapinakcilarin kutsal saydigi bir anit ( PKK'lilari BBG evi izler gibi elinde viskiyle izleyenYaşer Büyükanıt'in soyadi nereden geliyor acaba?).

Siyah beyaz resimde gordugunuz iki general, 1967'de bir baska proje adami Nasir'in guclu Birlesik Arap ordularina tarihinin en buyuk yenilgisini tattiran Israil'li generaller Moshe Dayan (tek gozlu general, KV Filistin'deki kotu adamin dedesi) ve Izak Rabin (sonra cumhurbaskani oldu).

1967'den beri, tapinakcilarin emrindeki butun politikaci ve askerler yillar boyunca birer birer geldiler, ugrunda savastiklari tapinagin son duvarina yuzlerini surduler, bu tapinagin son duvari onunde agladilar..

Ikinci resimdeki aglayan general ise, "Peygamber ocagi" Turk ordusunun eski Genelkurmay baskani,
  • MOSSAD ve PKK'nin Turk ordusuna Iskenderun'da roket saldirisi yaptiginda,
  • 600 PKK'lının ağır silahlarla Şemdinli Aktütün karakoluna baskin yaptiginda ordunun basinda olan
  • LAW silahina "boru" diyen,
  • oglu Murat'in ciplak PKK uyeleriyle fotograflari oldugu ortaya cikan
...anli sanli general Ilker Başbuğ.

Aglama duvari onunde dua ediyor.

Kaddish mi okuyor yoksa fatiha mi, yorumu size birakiyoruz.


Ilker Başbuğ ve Ergenekon'un aklanma sureci bundan 4-5 sene once basladi. Hatta tanidik bir isim uzerinden:




Camia'nin ABD'ye hizmet ettigini farkedip(!) Zaman'dan Yeni Safak'a transfer olan Milli Damarci superzeka gazeteci Tamer Korkmaz, Ilker Başbuğ'un demokrat bir general oldugunu, darbeyi onledigini yazmisti


Bu yazisina muteakip, zamanin Ergenekon dusmani gazetecisi, 24 saatte Suriye'yi isgal ederiz diyen fos kahinimiz, simdiki sadik AKP milletvekili Samil Tayyar, Tamer Korkmaz'i Ergenekon'un truva ati olmakla suclamisti.


Dersimin vicdanli avukati Bulent Arinc ise, 'Sayın Genelkurmay Başkanımız veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst kademesinde görev almış bütün komutanlarımızın demokrasiye bağlılığından zerre kadar şüphemiz yok'' diyerek AKP Hukumeti'nin Ergenekon ve Balyozculari salivereceginin isaretini ise taa Mart 2010'de vermisti



Ve hatta daha sonra kibarligi ile meshur RT Erdogan, Balyoz saniklarindan Orgeneral Ergin Saygun'u hastanede ziyaret edip, elinden tuttu "bu gunler de gecer" deyip, mujde bile vermisti.
Balyozcu Orgeneral'in kizi Ece, "Babam Başbakan'ın içeriye girdiğini görünce çok şaşırdı" demisti. Inan biz de cok sasirdik.

Simdi ne oldu..

Hersey tek imzayla oldu. Ergenekon'un savcisi BB Erdogan istedi, noter efendi Abdullah bey hemen onayladi, bakmayin simdi gunah cikardigina..

Ozal zamaninda MIT icindeki darbeci klige karsi guclendirilen, Ergenekon ve Balyoz davalarinin gercek kahramani Emniyet Istihbarat Dairesinde 2010'dan beri buyuk tasfiyeler yapilmisti.

El Kaide ile mücadeleden sorumlu C Şube Müdürü, Bilgi İşlem, Bilişim Suçlarıyla Mücadele, Personel, İstihbarata Karşı Koyma, Hukuk işlerinden Sorumlu Arge Şube ve Teknik Şube Müdürü ile bu şube müdürlüklerinden sorumlu başkan yardımcıları ani bir kararla toptan tasfiye edilmisti.

Yerlerine vesayet yillarindan kalma “eski ekip” olarak nitelenen ve uzun süre önce istihbarattan ayrılmış Ergenekoncu polisler getirildi.

Simdi ne oldu..
AKP'nin 2007'de baslattigi burokrat kiyimi, 2010'dan sonra servise koydugu Emniyetci kiyimi, 17 Aralik'tan sonra BB'nin icinde bulundugu paranoya ile 4-5 bin polis sefinin tasfiyesi, ardindan yargidaki atamalar, HSYK, Ozel Yetkili Mahkemeler ve sonunda Ergenekon ve Balyoz saniklarinin serbest birakmasi, izledigimiz filmin "climax" noktasi..



Bu saatten sonra BB, artik tarihi bir figur. Artik eski basbakan diye anilacak. Kapaklar acildi, eski Turkiye'yi yoneten Ergenekon grubu'nun butun operasyonel adamlari artik serbest. Bu demektir, ki, devlet yeniden (gecici olsa da) bu ekibin elinde.

Ilker Başbuğ ve efendilerinin kendini 2 yil hapiste tutan, ama Reza Zerrab'i 2 ayda ozel yasa ile Reza Zerrab'i hapisten kurtaran Erdogan'a aciyacagini mi saniyorsunuz?

Kullanilip kenara atilan pecete gibi.

ANAP'in en guclu oldugu zaman parti basina gecen Mesut Yilmaz'in itibari bugun neyse, BB'nin itibari da o olacak..

Tek farkla, Mesut Yilmaz hala Turkiye'de yasiyor.

Madem filmin climax'ine geldik, artik bu noktadan sonra kurulan gerilimin nasil cozulecegini gorecegiz. Her filmde climax, yani tepe noktasinda sonra bir "deus ex machina" gelir. Buyuklerimizinin "Gayretullah" noktasi dedigi..

Onlar istedikleri kadar algi oynamasi yapsinlar, biz aslinda tapinagin son duvarini openlerle, yurdumun üstünde tüten en son ocak'in sahiplerinin arasindaki mucadeleyi izledigimizi biliyoruz.

Ve mekerû ve mekarallâh(mekarallâhu), vallâhu hayrul mâkirîn(mâkirîne).(ÂLİ İMRÂN - 54 )

Thursday, January 30, 2014

PKK ve Hizmet

"PKK kime hizmet ediyor" sorusu, artik gecerliligini kaybetmis bir soru.

Oncelikle Kurtlere hizmet etmedigi kesin.

Orgut icindeki degisik fraksiyonlarin degisik ulkeler tarafindan degisik zamanlarda konjokture gore desteklendigi malum. Soguk savas doneminde Sovyetler ve uydulari (Bulgaristan ve Ermenistan), Yunanistan, sonra sirasiyla, Orta ve bati Avrupa ukeleri (Ingiltere, Almanya, Avusturya, Belcika vs), 90'lara girerken ve 90'lardan itibaren guney komsularimiz (Irak, Iran, Suriye), Irak'in isgaliyle birlikte Israil ve ABD'nin kucagina oturan "yedi kocali hurmuz" gibi bir orgut.



Bolgede gorev yapan asker/polis/memur vatandaslarca bilinen, Ergenekon davalari sonrasinda daha da netlesip kamoyunca kabul edilen bir baska iliski ise MIT ile PKK'nin derin iliskisi. PKK'yi kuran, liderini bulan, lider kadroyu olusturan, PKK'ye karsi Askeri operasyon ve APO'ya karsi suikastlari onceden haber veren, PKK'nin partilesmesi ile TBMM'ye katilmasina katkida bulunan, KCK sebekesi ile PKK'nin guneydoguda vergi toplama, yargi ve yurutme altyapisi kurarak paralel bir devlet haline gelmesini saglayan da Milli(!) Istihbarat Teskilati.

Tabi bu kadar paydasin PKK'yi Kurt dili ve halkinin ozgurlugu veya insan haklari icin destekledigine, butce yonetiminden az cok anlayan kimsenin inanmaz. Bunu Turkiye dusmanligi ile de izah edemezsiniz, zira hic bir ulke 100'lerce milyar dolar kumulatif masrafi olan bir isin icine tek ulke icin girmez. O zaman isin icinde cok daha buyuk bir hesap var, ve PKK bu buyuk hesabin icinde bir enstruman.



Birkac yil geriye gidelim; 2006 basinda, İsrail Disisleri Bakani, ülkesinin Türkiye’yle iliskileri icin “mükemmel” ifadesini kullaniyordu. Bundan 3 yil sonra ise 2009'daki yerel secimlerden 2 ay once Erdogan'in meshur Davos cikisi gundeme geldi. Erdogan, olaydan sonra "benim tepkim Israil'e degil, toplantiyi yoneten moderatoredir" dese de planlandigi gibi bu olay Turk ve Musluman kamoyu tarafindan "Israil'e posta koymak" olarak algilandi ve yerel secimler oncesi Erdogan'in elini guclendirdi. Akabinde gelisen “alcak koltuk hadisesi” ve Mavi Marmara olaylari ile Turkiye, Israil ile iliskilerini gorunurde durdurdu.


Bu olaylarin arasinda cok onemli bir terror saldirisi gerceklesti. PKK, Iskenderundaki Turk Donanmasi’na roket saldirisinda bulundu. PKK tarihi boyunca Turk Deniz Kuvvetlerine saldirida bulunmamisti. Sonra yapilan tahkikatte saldiriyi organize eden PKK tim sefi Kenan Yıldızbakan’in aslinda MOSSAD ajani oldugu ortaya cikti. (http://yenisafak.com.tr/yazarlar/AbdulkadirSelvi/pkkda-israilin-tim-sefi/30965 )

Davos ve Mavi Marmara hadiseleri, Turkiye’nin Ortadogu'da prestjinin tavan yapmasina yariyor gibi gozukse de, Suriye ve Misir fiyaskolari sonrasi hem bu prestij kayboldu hem de Türkiye Misir ve Suriye’de en fazla kaybeden taraf oldu.

Bu gelismelerin ise Israil'e hic bir zarari olmadi. Bati kamoyunda, Erdogan'in cikisi Turkiye’nin “ortadogu ulkesi” imajini pekistirirken, basbakanin tepkisi bati medyasi tarafindan gayet kaba bir davranis olarak yorumlandi, Her ne kadar uluslarasi sularda sehid edilen vatandaslarimizin yasadiklari uzucu gorulse de, gerek IHH’nin sicili, gerekse algida bati seciciligi neticesinde Mavi Marmara meslesinde Israil cok suclanmadi.
Israil, diplomatic kriza ragmen, Turkiye ile ticarette kazanmaya devam etti. Gorunurde Israil’e ambargo koyan Erdogan hukumeti sirasinda aralarinda Erdogan’in oglunun da bulundugu pek cok isadami Israil ile ticari iliskileri hizlandirdilar.

Ayrıca,Israil bu krizi firsat bilerek tarihi sorunlu komsularimiz olan Yunanistan, Romanya ve Güney Kıbrıs Rum yönetimiyle yakın ilişkilere girdi. Yunanistan ve Romanya ile askeri anlasmalar ve us kazanimi saglanirken, eskiden Filistin ile muttefik olan, hatta Filistin Kurtlusu Orgutune us gorevi goren Guney Kibris ile Israil, Dogu Akdeniz’de petrol aramaya başladı.

Erdogan hukumeti, Gazze’ye ikinci bir filonun gonderilecegi, bu filoda Erdogan’in olacagi, bu filoyu Turk Donanmasinin koruyacagi, Dogu Akdeniz’de Guney Kibris ile yapilan faaliyetlerin cezasini donanmanin verecegi gibi tehdit ve sozlerine ragmen hic bir harekette bulunmayinca Turkiye, Mavi Marmara ve sonrasinda hiçbir şey kazanamadigi gibi, tam tersine, devamli kaybetti ve bolgede sozu ciddiye alinmaz ulke konumuna dustu. Iskenderun saldirisiyla da Israil, Turk Donanmasina guclu bir mesaj verdi.


Bu olaylardan bir muddet once ise Turkiye Cumhuriyeti ile PKK, Norvec’in baskenti Oslo’da Ingilterenin himayesi ve garantorlugunde resmi gorusmeler basladi. Daha sonra sadece belli kisimlari basina sizdirilan bu gorusmelerde koskoca MIT baskani H. Fidan,masada oturdugu alt seviye PKK liderleri utanilacak bir sekilde karsisinda kendini ispatlama cabasinda, PKK’nin icini ferahlatan her tavizi verdi. Guneydogu’da dersanelerin ve Hizmet hareketinin faaliyetlerinin durdurulmasi da dahil bir suru soz verildi. Bu sozlerin karsiliginda da TC’yi avutmak icin, Ingiltere ve PKK, bolgede yeni bir Kurt federatif devletinin kurulmasi ve devletin Turkiye’ye bagli olmasini onerdiler.


AKP - MIT – Imrali gorusmeleri sonucunda, Marksist(!) ve Atesit (!) Abdullah Ocalan’in DTP uzerinden yayinladigi “Kurtler,ve Turkler, Islam kardesligi icinde bir birlikte yasamalilar” mesajina bu baglamda bakmak lazimdir.( http://dersimnews.com/manset/gundem/siyaset/ocalanin-mektubundan-islam-kardesligi-cikti.html )

Ayrica uluslarasi medyada pekce yer alan "Turkiye'nin Neo-Osmanli politikasi" yaygarasi da bu projeden kaynaklidir.
Yani, Turkiye’nin guneydogusu, Irak’in kuzeyi ve Kuzey Irak’tan Suriye icinde denize kadar uzanacak bir koridor ve Iran’dan dahil edilecek topraklar bu federatif yapinin temelini olusturacakti. Turkiye’ye “honey trap” olarak sunulan bu projenin aslinda ise Kuzey Irak’ta Israil ile muttefik, Iran ve Turkiye’deki belirli guc odaklarinca desteklenecek bir Kurt devleti kurmakti. .( Bkz: http://www.mynet.com/haber/guncel/yazicioglu-kuzey-irakta-musevi-kurt-devleti-isteniyor-329241-1 )

BBP taraflarindan gelen soylentilere gore Muhsin Yazicioglu, bu oyunu ogrendi ve bu oyunu bozacagini gerekirse bunun icin sokaga inecegini Cumhurbaskanina ve Basbakana iletti ve projenin Turkiye ayagina mesaj gecildi ( Bkz:  http://www.bbp.org.tr/muhsinyazicioglu/konusma_oku.php?id=49 )

Oslo gorusmelerinden 4 ay once Muhsin Yazicioglu Ingiltere’de Lordlar Kamarasinin misafiri olarak konusma yapti ve bazi temaslarda bulunmustu.( http://www.zaman.com.tr/dunya_yazicioglu-lordlar-kamarasinda-batinin-islama-yaklasimini-elestirdi_684192.html  ) Yazicioglu gorusmelerinde muhataplarina 1926 Ankara Antlaşmasından ve Musul Vilayet konseyinden bahsettigi soyleniyor.

1926 Ankara Anlasmasi ile Musul ve civarindaki İmadiye, Zaho, Duhuk, Akra, Sincar, Zibar, Kerkük, Revanduz, Köysancak, Raniye, Erbil ve Salahiye kentleri Musul vilayeti ismi altinda bagimsizlik kazaniyor, ve Musul vilayeti konseyinin, Musul’un nereye baglanacagina karar vereceginde karar aliniyordu. 2007 yilinda Musul Konseyi yoneticileri Turkiye’ye gelip, Turkiye Kabul ederse konsey karariyla Musul Vilayetini Turkiye’ye baglayacaklarini belirtmislerdi. ( Bkz: http://www.yeniaktuel.com.tr/dun103,122@2100.html )

Bu gelismelerden sonra Yazicioglu Irak’ta bulunan Türkmen ve Sünni Kürt grupların liderleriyle bir dizi görüşmeler ve anlasmalar yapti.( http://arsiv.takvim.com.tr/2008/10/13/gnb107.html ) Musul’daki asiretler ile anlasmalar yapan Yazicioglu’nun faaliyetleri bolgedeki Israil ve İngiliz istihbarat görevlilerini telaslandird. Bunun uzerine Ingiliz ve Israilli istihbaratcilar Yazicioglu ile gorusen Kurt ve Turkmen asiretlerden bazılarının çocuklarını kaçırıp, bölgede yapılacak çalışmalar için şantaj unsuru olarak kullandillar. Çocukları kaçırılan Kurt ve Turkmen kanaat onderleri Türkiye’ye gelerek merhum Muhsin Yazıcıoğlu’ndan yardım talebinde bulundular.( http://www.zaman.com.tr/politika_yazicioglu-icin-kuzey-iraktan-gelen-kurt-lider-bizim-derdimizi-dert-edinmisti_833150.html )

Tabi ki Oslo’da gorusulen bu planın uygulanması için Türkiye’deki Milli direnç noktalarının bertaraf edilmesi gerekiyordu.

Defalarca suikast girisiminde bulunduklari Yazıcıoğlu’nu saibeli bir helicopter kazasi sonucu sehid ettiler.

Kuzey Irak’taki Turkmen hareketine silahli egitim veren Yusuf Ziya Arpacik gibi isimler “Basbakanin Diyarbakir mitinginde kan dokecek” bahanesiyle tutuklandi.(http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/06/04/11-mhpli-tutuklandi)

Izlenen ayrılıkçı Kürt politikasına destek vermeyen Deniz Baykal kaset operasyonu ile siyaseten mevta haline getirildi.

MHP ise kaset operasyonları ile abluka altına alındı.

MIT’in himayesinde Suriye’de Selefi gruplar Suriye halkini bastirarak PKK ve PYD’ye alan actilar. 
Gectigimiz hafta Kuzey Suriye’de Kurt ozerk bolgesi kuruldu. Su aralar kendi paralarini basmakla mesguller.

Yine Oslo ve İmralı mutabakatına sıcak bakmayan Hizmet hareketinin buna refleksi, Emniyet Istihbarat uzerinden KCK operasyonları oldu ve neticesinde Oslo sureci’ne balta vuruldu.Hizmet hareketinin güneydoğudaki yurtlar, okuma odalari, dershane ve evleri ile KCK’nın belediyeler üzerinden yürüttüğü dershane modelini sekteye uğratması süreci yine engellemeye başladı.

Bu yüzden dershanelerin kapatılması kesin çözüm olarak görüldü.

Bugün APO’nun PKK, KCK, BDP, HDP sözcülerinin cemaat hakkında söylemleri ile AKP sözcülerinin açıklamalarının birebir aynı olmasının sebebi de budur.

Baykal ve MHP kasetlerini ortaya cikanlarin hala bulunamamasi. Aksine o kadar delil varken, Yazicioglu suikastinin hala aydinlatilmamis olmasi, bu olaylarda Erdogan hukumetinin sorumlulugunu gosteriyor.
Buyuk resme tekrar bakarsak soyle bir onerimde bulunabiliriz.
  1. MGK Milli Siyaset Belgesinden Yunanistan ve Kibris’in dusman ulkeler listesinden cikarilmasiyla (http://samanyoluhaber.com/gundem/Kirmizi-kitapta-dis-politika-ayari-/445668/  )Turk Deniz Kuvvetlerinin Ege ve Akdeniz’deki harcamalarina kesik geldi.
  2. Davos cikisi ile Mavi Marmara operasyonunun onu acildi
  3. Mavi Marmara olayi ile normal sartlarda gerceklesmeyecek Israil ile Guney Kibris’in ittifakinin onu acildi
  4. Iskenderun saldirisi ve Guney Kibris anlasmalari ile Israil, Dogu Akdeniz’in en guclu deniz gucu oldu (Hava Kuvvetlerine bagli F4 ucaginin Akdeniz uzerinde vurulmasi ve devletimizin suriye’yi sucladigi halde hicbir karsilik vermemesine bir de bu acidan bakabiliriz)
  5. Dogu Akdeniz’i tamamen domine eden Israil’e, yine topraklari Iran’dan Akdeniz’e kadar uzanan Kurdistan isimli bir Israil muttefiki devletcik kurulmasi icin dugmeye basildi.
  6. Kurdistan devletciginin Suriye kismi kuruldu, Irak kismi hazir, sirada Turkiye kismi var. Projenin Turkiye kismini da yuruten KCK orgutlenmesi!
Buraya nokta koyalim. KCK, PKK’nin sehir orgutlenmesi. Artik, KCK operasyonlarinin cogunun MIT tarafindan bilindigi ama MIT’in KCK ile olan karmasik iliskisinden dolayi gerekli onlem alinamadigi ve hatta bu eylemlere goz yumuldugu soyleniyor. KCK – MIT iliskisinin ornekleri:
  1. Diyarbakır'da sırtında bomba yüklü olarak emniyete girmeye çalışırken yakalanan PKK'lının MİT elemanı çıkması.
  2. İstanbul'da belediye otobüsüne molotofkokteyli atıp yakalanan KCK üyesinin MİT elemanı çıkması. Molotoflama eylemlerinden birinde Serap Eser isimli genç bir kız hayatını kaybetmişti.
  3. Van'da PKK kırsalı için eleman toplayıp dağa gönderen ve 20 kişinin örgüte katılmasını sağlayan KCK'lının MİT elemanı çıkması.
  4. İstanbul'da Emniyet Amiri Semih Balaban'ın şehit düştüğü Devrimci Karargâh operasyonunda ölü ele geçirilen Orhan Yılmazkaya'nın Kandil'e geçişini sağlayan kişinin MİT'le bağlantısı.
  5. Mersin'de onlarca eylemin tertipleyicisi olan ve pek çok terör eylemine karışan KCK sorumlusunun MİT elemanı çıkması.
  6. MİT'in Öcalan-Kandil arası haber (talimat) taşıması sonrasında yapılan eylemlerde şehit olan onlarca asker ve polisimiz...(http://www.bugun.com.tr/basbakan-ve-mitin-gunah-galerisi-yazisi-933843  )

Yani projenin Turkiye ayagini yoneten MIT, MIT’in basinda Besir Atalay’in tavsiyesiyle atanan, Iran’ci kimligi ile bilinen Hakan Fidan var. Hakan Fidan, KCK operasyonlari ve Muhsin Yazicioglu suikastindan beri ozel bir yasa ile korunuyor.(http://www.haberturk.com/polemik/haber/715018-hakan-fidan-teklifi-en-gec-carsamba-gunu-yasalasir )

Yani bu isin sorumluluk zinciri MIT > Hakan Fidan > Basbakan’a kadar gidiyor.

Yukarida yazdiklarimiza, MIT’in verdigi yanlis istihbarat ile katledilen Uludere’deki sivillerin trajedisini de ekleyelim. 37 sivil Kurt MIT istihbarati ile sucsuz yere katledilmis, bolgedeki Kurt kardeslerimiz ile devlet arasindaki baga bir darbe daha vurulmustu.

Simdi yukaridaki buyuk resim, projenin Turkiye ayagi, isin icindeki MIT, PKK ve Hukumet’in rolu cercevesinde baktigimizda daha net bir sonuca ulasabiliyoruz.

Yani buyuk proje onundeki butun engeller bertaraf oldu, artik sirada, projenin onunde tek engel olan Hizmet hareketi var.


Wednesday, January 15, 2014

Nasir ve Erdogan


Nasir ve Erdogan..

Ortadoguyu sekillendiren ve yoneten Selahaddin Eyyubi, Tolunoglullari, Memlukluler, Selcuklular ve Osmanlilar’in anavatani olan Misir ve Turkiye’den cikan 20. Ve 21. Yuzyilin en etkin iki lideri.

Ikisi de uzun boylu ve karizmatik, ikisi de dindar, ikisi de “halk cocugu”…

Nasir, ulkesindeki Musluman gruplari, sosyalistler, hristiyanlar velhasil halkin cogunlugunun destegiyle, ABD’nin de rizasiyla iktidara geldi
Erdogan da ulkesindeki dini gruplari, sosyalistleri, liberalleri, milliyetcileri velhasil halkin cogunlugunu arkasina alip, ABD’nin rizasiyla iktidara geldi.(Erdogan, Basbakan secilmeden once AKP Gelen Baskani sifatiyla ABD baskani George Bush ile gorusebilen ender sahislardandir)

Nasir, Asvan barajinin insaasi, Suveys kanalinin millilestirilmesi, "herkese is ama daha az maas" gibi kalkinma insiyatifleriyle Misir'in ekonomik imajini duzeltti.
Erdogan da cift otobanlar, TOKI sehirlesme projesi, Liman ve Kopru ihaleleri ve Arap sermayesinin ulkede toplanmasi ile ekonomiyi canlandirdi. Turkiye'nin ekonomik imajini duzeltti.

Nasir “Toprak reform” ile somurge yillarinda Misir ic pazarinin sahibi olan feodel gucleri zayiflatip kendine biat eden yeni bir Misir burjuvazisi yaratti. Bu yeni burjuvazi devletin actigi yeni olanaklardan, özellikle toptan ticaret, insaat ve büyük bayindirlik projelerini alarak sonuna kadar faydalandi.
Erdogan, kanuni ve burokratik manevralarla Koc, Karamehmet ve Dogan grubu gibi Eski Turkiye'nin pazar sahiplerinin etkisini zayiflatti. Dogan ve Karamehmet grubunun elindeki medyayi TMSF araciligiyla devlete bagladi. Medya, insaat, yol, bayindirlik, toplu arac alimi ihalelerini kendine bagli yesil bujuvaziye dagitti, boylelikle kendine amade sermaye gruplarinin türeyip gelismesini sagladi.

Nasir, Suveys krizi gibi basarili dis politika hamleleriyle ulkesinin dis politik arenadaki imajini yukselterek ic poltikada elini guclendirdi.
Erdogan, Davos cikisi, BM Guvenlik Kurulu Gecici Uyeligi gibi dis politika hamleleriyle ulkesinin imajini disarida yukseltip iceride kendine manevra alani kazandi.

Nasir, iktidara gelirken destegini aldigi ABD ve kalkinma projelerinde yardimini gordugu Sovyet Rusya'ya ayni anda yanasip denge politikasi izledi.
Erdogan, iktidara gelirken destegini aldigi ABD ve en buyuk dis ticaret ortagi haline getirdigi Rusya'ya ayni anda yanasip denge politikasi izledi.

Nasir, soguk savas yillarinin iki kutuplu dunyasinda, Misir’i  Baglantisizlar Hareketi'ne uye yapip populist ve opportunist bir dis politika izledi
Erdogan, Turkiye’nin NATO kurucu uyesi, AB adayi oldugu halde; Turkiye’yi Cin ve Rusya’nin kurdugu bagimsiz Shanghai grubu’na dahil etme sinyali ile populist ve opportunist bir dis politika izledi.

Nasir doneminde eski devlet mekanizmasina dokunulmadi, bürokraside yapilan birkac düzenlemenin disinda bürokratik yapi oldugu gibi kaldi.
Erdogan doneminde eski devlet mekanizmasina dokunulmadi, Ergenekon ve Balyoz davalarinda buzdaginin gorunen kismi tasfiye edilirken, yapilan birkac düzenlemenin disinda 12 Eylul Anayasasi ve vesayetci bürokratik yapiya hic dokunulmadi.

20 yillik iktidari döneminde Nasir, Misir’in ic ve dis siyasetini oligarsik yetkilerle belirledi.
Erdogan, 10 yili askin iktidari sonunda Turkiye'nin ic ve dis siyasetini danismanlariyla olusturdugu dar bir oligarsik grupla belirlemeye basladi.

1969 yilinda Misir Yargiclar Kulübü’nden cikan yönetime yönelik elestirilerin üzerine Nasir rejimi tarafindan yüzlerce yüksek mahkeme üyesi hakim görevlerinden alinmis ve bosalan yerlere Nasir’a bagli kadrolar yerlestirilmistir. Erdogan, Yargida yaptigi degisikliklerle hirsizlik, ihale yolsuzlugu cezalarinda indirim yapti, sporda sike yapanlara verilen cezalari gecersiz hale getirdi. 3 bakanin karistigi yolsuzluk skandalini ortaya cikan emniyet ve yargi gorevlilerini gorevden aldi, atadigi kadrolar ise siradaki yolsuzluk sorusturmalarinin ustunu orttu. Secim ile gelen HSYK'yi ortadan kaldirmak, butun yetkilerini iktidarin Adalet bakanina vermek ve yargi bagimsizligini ortadan kaldirmak uzere.

Nasir, kurdugu istihbarat teskilati araciligiyla tüm muhaliflerini ortadan kaldirdi
Erdogan, yeniden yapilandirmaya calistigi istihbarat teskilati araciligiyla tüm muhaliflerini ortadan kaldirmaya calisiyor.

Nasir, 1956 yilinda kendisine sahte bir suikast düzenletmis ve bu suikastten Müslüman Kardesler Örgütü’nü sorumlu tutarak Müslüman halk üzerinde yogun baski kurmustur
Erdogan ise, MIT krizi, Genel merkezdeki bocekler gibi sansasyonel operasyonlari, GEZI olaylari ve hukumetinin bulastigi yolsuzluklarin uzerine giden Emniyet Teskilati uzerinden Hizmet hareketine komplo teorileriyle iftirada bulunmus, iftiralarin icine Israil ve ABD gibi dis faktorleri de ekleyerek Hizmet hareketine gonul bagi olan milyonlarca insanin uzerinde baski kurmustur.


Nasir, en güclü muhalefet odagi olan Müslüman Kardesler'i bu grubun lideri Seyyid Kutup'u idam ederek sindirdi
Erdogan, 

  • dindar gruplari ve sagdaki potansiyel lider adaylarinin bazilarini kendine biat ettirerek(Bkz. N. Kurtulmus, S. Soylu) sindirdi. 
  • Erdogan doneminde porno kaset dosyalariyla MHP’nin ici bosaltildi, 
  • uzerinde hicbir leke olmayan en buyuk politik lider ise bir helicopter kazasiyla ortadan kaldirdi (M.Yazicioglu).
  • Kendine biat etmeyen en guclu sivil grup olan Hizmet hareketinin liderini idam ettirmek icin ulkeye cagirdi, bunda basarili olamayinca da medya gruplari uzerinden karakter suikasti baslatti. (Karakter suikasti, sionist metodlarinin en meshurudur)


Nasir, halkin gozunu boyama maksatli Arap Birligi utopyasi ile Suriye ve Misir'i birlestirmeye calisti, proje 3 yil sonra yikildi.
Erdogan, “komsularla sifir sorun politikasi” ile Suriye ve Irak ile vizesiz gecis ve ortak hukumet toplantilari baslatti, fakat iki sene sonra Turkiye’yi bu iki ulkeyle dusman haline getirdi.


Arap aleminin kurtaricisi gozuyle bakilan Nasir, Arap ulkelerinin destegiyle zamansiz bir sekilde 2 defa Israil'e savas acti, ikisinde basarisiz yonetimi sonucu Arap ordulari tarihlerinin en buyuk yenilgilerini tattilar. Israil topraklarini kat kat artirdi.
AKP danisman kadrosu PR ekibi ile cevrelere Halife ve Kudus'un kurtaricisi olarak lanse edilen Erdogan'in Filistin, Suriye, Irak ve Misir'daki butun politikalari cuvalladi. Turkiye “is yapmayan ama laf yapan” bir ulke duruma getirildi, boylelikle Islam dunyasinin liderligine namzet Turkiye Islam dunyasi, AB, ABD, Rusya ve Ortadogu devletleri nezdindeki butun karizmasini kaybetti.


Nasir Islam topraklarini Israil'e kaptirdiktan sonra milyonlarin gozu onunde aglayarak istifa etti.
Erdogan, bakanlari, oglu ve yakinlarinin karistigi yolsuzluk skandallari, Uludere katliami, Turkiye'nin karizmasini defalarca cizdirmesine ragmen hala gorevde. 

O, su anda yolsuzluklari sorusturan savcilari ve emniyet gorevlilerinin yetkilerini ellerinden almayla, Turk Hukuk Sistemi'ni muz cumhuriyetlerinin standardlarinin da gerisine dusurecek yasa degisikliklerini meclisten gecirmekle mesgul.


Ortadoguya sekil veren ve Islam alemini yoneten iki ulkenin halkinin uyutulmasi, bu iki guclu devletin altinin oyulmasi, dinamik, kalabalik ve genc nufusa sahip bu iki ulkenin ahlaken yozlasmasi en cok bu iki lider zamaninda gerceklesti.


20. yuzyilda kahraman olarak gorulen Nasir, bugunun siyasi akli ve politik kritiginden bakildiginda, Misir’a yerlestirilmis basarili bir proje adami olarak goruluyor. Zira, Misir halki ve Islam alemi, tarihlerindeki en buyuk kazigi cok guvendikleri, cok sevdikleri, kendilerinden gordukleri bu lider zamaninda yediler.


21. yuzyila baktigimizda ise,

Erdogan, guclenen orta-asya Turki cumhuriyetleri, zengin korfez ulkeleri ve Arap bahari sonrasi lidersiz kalan ortadogu ulkelerini bir araya getirip guclu bir kuresel lider olma pozisyonundaki Turkiye’yi

  • proje ve soylemlerle bolen (Bkz. KCK, PKK ve toplumdaki kamplasmalar), 
  • Arap sermayesi ile Turkiye ekonomisini canlandirirken ithalat artisi ve kredi karti kullaniminin zirveye cikarip ulkenin cari aciginin Turkiye icin ekonomik bir zaman bombasi haline getirdigi,  
  • hizmet erlerinin calismalariyla Turkiye’nin yurtdisinda kazandigi  sayginlik ve itibari gereksiz retorik ve soylemlerle kaybettiren, 
  • populist projelerle Turkiye ve Islam alemini oyalarken (Bkz. R4bia sloganlari, One Minute, Mavi Marmara) Misir, Irak, Suriye ve Filistin’in Muslumanlara tarihi hezimetler tattiran 

bir proje adami olabilir mi?

Sunday, January 12, 2014

Ariel Sharon öldü mü


ariel sharon öldü mü 
r.t. erdogan kaldı mı 

**

felek öcün aldı mı 
imdi yürek yırtılır